Ana Sayfaİnsan Haklarıİşçi HaklarıWebinar "COVID-19 Pandemisinde İşçi Olmak" | Konuk: Seyit Aslan

Webinar “COVID-19 Pandemisinde İşçi Olmak” | Konuk: Seyit Aslan

9 Nisan 2021 tarihinde Öteki Hareketi olarak, DİSK Genel Başkan Yardımcısı ve Gıda-İş Sendikası Başkanı Seyit Aslan ile bir webinar gerçekleştirdik. İşçi Hakları Komisyonu öncülüğünde düzenlenen “COVID-19 Pandemisinde İşçi Olmak” konulu webinarda konuğumuz Seyit Aslan, moderatörümüz Alperen Erkuran’ın ve katılımcıların sorularını yanıtladı. 

“İşçi sınıfından yana olan sendikacıların işi kolay değil” 

Sendikalarda yürüttüğü çalışmaları paylaşarak sözlerine başlayan Seyit Aslan, sendikacılığın bir mücadele alanı olduğunu ifade ederek şöyle devam etti: “Hiçbir soruna itiraz etmezseniz, işçilerin birikmiş sorunları varsa ve bu konuda iktidarı eleştirmiyorsanız “iyi sendikacı” olursunuz. İşçi sınıfından yana olan sendikacıların işi o kadar kolay değil. Bu yüzden sendikacıları mücadele edenler ve mücadele etmeyenler olarak ikiye ayırmakta fayda var.”  

“İşveren hiçbir sendikayı istemez” 

Konuşmasının devamında DİSK hakkında açıklamalarda bulunan Seyit Aslan sözlerine şöyle devam etti: “Ülkedeki kutuplaşmanın yansımalarını konfederasyon olarak yaşıyoruz. Hangi işçiye giderseniz gidin, DİSK’in hak alma mücadelesinde onlar için mücadele ettiğini söylerler. Ama üye olmak ister misiniz diye sorduğunuzda evet yanıtı almak mümkün değil. İşçiler sendikacılığın siyaset işi olmadığını söylerler. “Sendikalılar, işçilerin toplu iş sözleşmesini yapar” gibi bir algı var Türkiye’de. İşçilerin, siyasal açıdan kendilerine yakın gördükleri siyasal yapıların durumuna ve davranışlarına göre üye olma konusunda birtakım çekinceleri söz konusu oluyor. İşveren hiçbir sendikayı istemez, bu bir gerçek. Söz konusu sendika tercihine geldiği zaman Türk-İş, Hak-İş. DİSK asla olmaz. Ama buna rağmen doğru bir çizgide ilerlediğinizde, en geniş işçi kitlelerinin bulundukları yerlerde en azından sizden etkilenerek kendi sendikalarını da bir çizgiye getirmeye çalıştıklarını görüyoruz.” 

Sendikalar neler yapıyor? 

Sendikaların görevinin işçilerin ekonomik, sosyal çıkarlarını işverenler karşısında korumak ve bu hakları geliştirmek olduğunu ifade eden Aslan, “İşçilerin insanca ücret almasını ve çalışma koşullarının oluşmasını sağlamak sendikaların temel görevidir. Bugün Türkiye’de çıkarılan İş Yasası, Sosyal Güvenlik Yasası, 6356 sayılı Sendikalılar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu işçilerden yana değil. İşçilerin istediği haklar buralarda söz konusu değil. Sendikalar, yasalar karşısında da işçilerden yana olmalı.” ifadelerini kullandı.  

İşçiler neden toplu iş sözleşmesi istiyor? 

Moderatörümüzün bu sorusuna Seyit Aslan şöyle cevap verdi: “İşçiler hem ekonomik hem sosyal hem de kültürel haklarını işveren karşısında pazarlık yapmak üzere sendikalı olurlar bu da toplu iş sözleşmesidir. İşçilerin işyerinde kazanmış oldukları hakların kalıcı hale gelmesini sağlayacak olan ve onları koruyacak olan toplu iş sözleşmesidir. Bu sözleşme olmadan işyerinde sendikanın kalıcılığı da söz konusu değil. İşverenlerin iki dudağı arasında verdiği sözlerle olacak iş değildir, yazılı bir akite bağlanmasıdır sözleşme.” 

Aslan daha sonra grev hakkında konuştu: “6356 sayılı yasada, işçiler, işyerinde yürüttükleri toplu iş sözleşmesi sonucunda işverenle bir uzlaşma sağlayamamışsa, işçilerin yasal olarak greve çıkma hakkı vardır. Grev kırmak amaçlı çeşitli girişimler oluyor. Grev hakkı olmayan bir işçinin toplu iş sözleşmesi yapmaya hakkı da kalmaz. Bu yüzden buradaki grevin amacı, durumun işçinin lehine sonuçlanmasıdır.” 

Ücretsiz izin ve iş güvenliği hakkında 

Ücretsiz izin uygulamasının yasada var olduğunu söyleyen Aslan, şu cümlelerin altını çizdi: “Sermayenin ihtiyaçları yeni biçimler almaya başladıkça iktidarlar sermayenin lehine iş yasalarını değiştiriyor. İşçiler buna karşı çıkmadığı müddetçe bunlar yaşanıyor. İşverenlerin bu izni kötü niyetle kullanabilecekleri yönünde engellemeler olması amacıyla bu işçinin rızasına bağlandı. Pandemiden önce işçi istemedikçe ücretsiz izne çıkmıyordu. Pandemi ile birlikte 4857 sayılı yasanın 10. maddesine ek bir bilgi eklendi. Ve burada işçinin rızanın aranması ortadan kalktı. Rıza arama ortadan kalktıktan sonra, işverenler, işyerinde mücadele eden arkadaşlarımızı, sendikalaşmak isteyen işçileri, haksızlıklara ses çıkaranları ücretsiz izne çıkarmaya başladı. Kim, neden ücretsiz izne çıkarılıyor denetim yapılmıyor. İşçiler birçok kayıpla yüz yüze kalıyor. DİSK’in verilerine göre 11 Mart’tan Kasım 2020’ye kadar aylık ortalama 4 milyon 400 binlik bir iş kaybı söz konusuydu. İş ve gelir kaybı yaşayanların toplamı 3 milyon 700 bindi. 1 milyon 400 bin işçi de ücretsiz izne çıkarıldı. Kayıt dışı çalışma da kabul ediliyor artık. AKP Grup Başkanvekili ile konuştuğumuzda kayıt dışı çalışmayı da ifade ettik. Türkiye’de %40 civarında kayıt dışı çalışma var. Aldığımız cevap ‘Bu Türkiye’nin bir gerçekliği’ oldu.” 

Seyit Aslan, pandemi öncesi ve sonrası iş güvenliği hakkında şunları söyledi: “Türkiye’de her yıl ortalama 2000’e yakın işçi, işçi sağlığı iş güvenliği önlemleri alınmadığı için hayatını kaybediyor. Pandemi koşullarında işyerlerine maske, mesafe, dezenfektan, temizlik, soyunma yerlerinin düzenli temizlenmesi, bunların hiçbirinin yerine getirilmediğine tanık olduk. ‘Herkes evde kalsın’ evde kalsın çağrıları yapılırken işçiler çalışmak zorunda kaldı.” 

Uzaktan çalışma yeni bir sömürü aracı mı? 

Moderatörümüzün sorusuna Seyit Aslan’ın cevabı şu oldu: “Bu süreçte işyerinde işverenin yapmakla yükümlü olduğu sorumluluklar işçilere yüklendi. İşçi yemeğini yapıyor, evde elektriğini, suyunu kullanıyor vs. Bilgisayar başında devamlı gözetleniyorlar. İşçilerin özellikle kadınların evdeki çalışma sürecinde yükleri artmış durumda.  Evden çalışma biçimi işverenler açısından katmerli bir sömürü aracı haline geldi. Sendikalar, işçiler olarak evden çalışmaya karşı çıkmalıyız. Bunun yasa hale gelmesine engel olmalıyız.” 

RELATED ARTICLES

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Most Popular

Recent Comments