Ana SayfaGündem ÖzelGündem Özel: Gergerlioğlu Kararı | Konuk: Hukukçu Kerem Altıparmak, Salih Gergerlioğlu

Gündem Özel: Gergerlioğlu Kararı | Konuk: Hukukçu Kerem Altıparmak, Salih Gergerlioğlu

Gündem Özel: Gergerlioğlu Kararı | Konuk: Hukukçu Kerem Altıparmak, Salih Gergerlioğlu

HDP Kocaeli Milletvekili ve insan hakları aktivisti Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun attığı bir tweet gerekçesi ile ‘‘terör örgütü propagandası’’ suçlamasıyla 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmasına öngören yerel mahkeme kararı Yargıtay 16. Ceza Dairesince 19 Şubat’ta onaylandı. Gergerlioğlu, kararla ilgili 3 Mart 2021’de Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmakla beraber ‘‘tedbir’’ kararı alınması talebinde de bulunmuştu. Fakat Gergerlioğlu hakkındaki bireysel başvuru sonucu beklenmeden, yargı kararı TBMM Genel Kurulu’nda Celal Adan tarafından okundu ve Gergerlioğlu’nun vekilliği düştü.

Öteki Hareketi olarak Youtube üzerinden gerçekleştirdiğimiz canlı yayınla Gergerlioğlu Kararı hakkında konuştuk. Konuklarımız Hukukçu Kerem Altıparmak ve insan hakları aktivisti Salih Gergerlioğlu, moderatörümüz Zeynep Betül Çelik’in sorularını yanıtladı.

Salih Gergerlioğlu, mecliste yaşanılanları anlattı

Babasının 14.00 itibariyle Genel Kurul’a geldiğini ve gündem dışı konuşmaların ardından kararın okunduğunu belirten Gergerlioğlu, ‘‘Babam daha öncesinde de açıklamıştı, ‘Direneceğim.’ demişti. Meclis içerisinde karar okunduktan sonra kararı tanımadıklarını parti grubu olarak var güçleri ile belirttiler. Babam vekilliği düşürüldükten sonra Genel Kurul içerisinde gazetecilere açıklamalar yaptı ve bu kararı tanımadığını vurguladı.’’

‘‘Alpay Özalan’ın babamın yakasından tutup çekmesi söz konusu değil’’

Sonrasında Celal Adan, idari amir olan Alpay Özalan’ı ‘Lütfen Sayın Gergerlioğlu’nu Genel Kurul’un dışına çıkartın’ diyerek görevlendirdi. Alpay Özalan babamın yanına gidip ikazda bulunmuş ve yanına yaklaşmaya çalışmış. Fakat HDP Milletvekilleri buna engel olmuş. Yakasından tutup çekme gibi bir durum söz konusu değil, medyada bu tür haberler çıktı. AKP ve MHP Milletvekillerinden ağza alınmayacak laflar duyduk, bağırarak ‘Dışarı.’ dediklerini gördük.’’ ifadelerini kullandı.’’

Gergerlioğlu için süreç nasıl işleyecek?

Babasının kişi, ırk, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin ötekileştirilen herkesin sesi olmaya çalıştığını ve bu yüzden iktidar kanadının sinirini bozmuş durumda olduğunu söyleyen Salih Gergerlioğlu, ‘‘Babam meclis binasında direnmeye devam edecek. Polislerin buraya girmeyeceğini, böyle bir rezalete imza atmayacaklarını düşünüyoruz. İç tüzüğe göre polislerin meclise girme yetkisi yok. Ancak meclis kapısında yakalama kararı olduğunu belirtebilirler. Babam anayasa mahkemesi kararına kadar bekleyeceğini belirtiyor.’’ dedi.

Kerem Altıparmak, kararın hukuki boyutunu değerlendirdi

Kararın absürt olduğunu ifade eden Altıparmak, sözlerine şu şekilde devam etti: ‘‘İlginç bir şekilde kararı onaylayan İstinaf Mahkemesi ve Yargıtay’da kararı tartışmıyor. Onun yerine Gergerlioğlu’nun yargılamasının devam edip etmeyeceğini tartışıyorlar.’’

Neler olmuştu?: ‘‘İddia edilenin aksine haber PKK’nın açıklamasını bildiren bir haber değil’’

Sözlerine Gergerlioğlu’nun 2016 yılındaki sosyal medya paylaşımını hatırlatarak devam eden Altıparmak, bu paylaşım nedeniyle kamu görevinden ihraç edildiğini, fakat savcılığın başka paylaşımları da alarak hepsini bir iddianamede birleştirip dava açtığını ifade etti. Gergerlioğlu’nun ihracına yol açan paylaşımın mahkeme tarafından suç olarak görülmediğini belirten Altıparmak şunları vurguladı: ‘‘Bu ilginç bir husus; ihraç edildiği paylaşım ile mahkum edildiği paylaşım aynı değil. İhraç edildiği paylaşım ve diğer paylaşımları mahkeme suç olarak görmüyor ancak bir tek paylaşımı suç olarak değerlendiriyor, propaganda sayıyor.  O dönem Gergerlioğlu T24 sitesindeki bir haberi paylaşıyor ve barış mesajı iletiyor. Ama paylaşımdaki haberde görülüyor ki, kararlarda ve derecelerde iddia edilenin aksine haber PKK’nın açıklamasını bildiren bir haber değil. Bir paragrafta PKK’nın dedikleri yazıyor ki bu da haberin %10-15’i, daha uzun bir paragrafta dönemin HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken’in açıklaması yer alıyor. Daha sonra ise dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın BBC’ye verdiği röportaja yer veriliyor ki bu haberin belki %60’ı. Bülent Arınç verdiği röportajda da çözüm sürecinin bitmediğini, sorunun çözüme kavuşturulması gerektiğini ifade ediyor. Bu haber de Ömer Bey’in tweeti de hala yayında. Bu kadar korkunç bir iş yapan (!); haberi yazan, haberi yayınlayan T24 ve haberi diğer paylaşan birçok kişi için de hiçbir hukuki işlem yapılmıyor. Dahası Türkiye’de 5651 yasa uyarınca ‘kamu düzenini ve milli güvenliği bozan’ içeriklerle ilgili 15 bin erişim engelleme kararı var ve Ömer Bey’in paylaştığı o haber ilk 15 bine girememiş. Örgüt açıklamasını yayınlamanın hangi koşullarda cezalandırılabileceğine dair çok yerleşik bir Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadı var. Türkiye buna uyum sağlamak için Terörle Mücadele Yasası’nın 6. maddesinin 2. fıkrasını değiştirdi fakat hiçbiri dikkate alınmıyor. Gergerlioğlu bunun ardından Bölge Adliye Mahkemesi’ne başvuru yapıyor daha sonra milletvekili seçiliyor. Milletvekili seçilme durumunda, devam eden davalar normal koşullarda durduruluyor. Anayasa’nın 83. maddesinde buna dair şöyle bir istisna var: Eğer soruşturma vekil seçilmeden önce başladıysa ve o suç anayasanın 14. maddesinde düzenlenen ‘durumlara’ girerse kovuşturmaya devam edilebilir. İstinaf bunu 14. madde kapsamında kabul ediyor ve suçlama var diyip onaylıyor. İstinaf kararında Ömer Bey’in paylaşımı bile bulunmuyor. Bu arada bir yasal değişiklik yapılıyor ve bu karara karşı Temyiz yolu açılıyor. Ardından Gergerlioğlu Yargıtay’a başvuru yapıyor. Yargıtay da 14. madde kapsamında olup olmadığına bakıyor ve bu kapsamda olduğuna karar verip onaylıyor.  Yargıtay bu kararı iki önemli karara dayandırıyor.”

Dayanak: 1962’de alınan AİHM kararı ve Anayasa Mahkemesi kararı

”Biri 1962’de alınan AİHM’nin Debekar kararı ancak bu kararda Yargıtay’ın söylediği bölüm yok. Yargıtay, Debekar kararının AİHM Sözleşmesi’nin 17. maddesinin tarif etmiştir ki bu bizim anayasanın 14. maddesine denk gelir ve bu ifade bu kapsamdadır diyor ancak Debekar kararında böyle bir tarif yok. O zamanlar var olan Avrupa İnsan Hakları Komisyonu, 17. maddesinin kapsamına girdiğini dair Belçika Hükümetinin itirazını ‘bu kişinin ifadesi hakkın kötüye kullanılması olarak görülemez’ diyerek reddetmiş. Yargıtay’ın birinci önemli dayanağı budur. İkinci önemli dayanağı ise bir Anayasa Mahkemesi kararıdır. Anayasa Mahkemesi kararı ise parti kapatma ile ilgili bir dosya. Bu dosyada da Anayasa Mahkemesi son derece özgürlükçü olarak bir partinin faaliyetleri görülmeden sadece düşünceleri nedeniyle kapatılmasının 14. maddeye aykırı olacağını söylüyor.”

Ömer Bey, Anayasa Mahkemesi Kararı’nın 180 derece tersine cezalandırılıyor

Gergerlioğlu’nun hiçbir eylemde bulunmadan sadece bir görüş paylaştığı için cezalandırıldığı ifade eden Altıparmak, bu cezanın, dayanarak olarak gösterilen Anayasa Mahkemesi kararının 180 derece tersine olduğunu söyledi. Altıparmak kararın adaletsiz olduğunun altını çizerek sözlerine şöyle devam etti: ”Karar bütünüyle Anayasadaki ilkeleri ihlal ediyor. Anayasa’nın 14. maddesi, hakkın kötüye kullanılmasına ilişkin ilkeleri ortaya koyuyor yani suçları sıralayan bir madde değil. Bu madde, yasa koyucunun burada sayılan eylemleri yapanların hangi müeyyide tabi tutulacağını yasayla düzenleneceğini söyler. Yani 14. maddenin anlamanın ne olduğunun yasayla düzenlenmesi gerek ama Türkiye’de böyle bir yasa yok. Böyle olunca, istediğini içine sokup çıkarabileceğiniz muğlak bir hal alıyor. Mustafa Şentop, hukuk fakültesinde profesör iken milletvekili olmuş biri. Bu kararı okumak zorunda değildi.”

”Meclis Başkanı, Anayasa’nın üstünlüğünü tercih edebilirdi

Daha önce, hükümlü olan ve kararı okunmayan milletvekillerinin var olduğunun altını çizen Altıparmak sözlerine şu şekilde devam etti: ”Çünkü Anayasa’nın 83. maddesinde, milletvekillerinin ceza alması durumunda, cezalarının milletvekillikleri sona erdikten sonra yürürlüğe gireceğini söyler. Eğer karar meclis okunmasaydı cezası olsa da Ömer Bey’in milletvekilliği düşmeyecekti. Bu durumda meclis başkanının elinde bir tercih vardı. O Anayasa’nın üstünlüğünü, ifade özgürlüğünü ve siyasi özgürlüğü tercih edebilirdi. Ama öyle yapmadı, mecburmuş gibi bir hava oluşturdu ve Anayasa’ya aykırı olduğu hiç şüphe götürmeyen bir Yargıtay kararını okudu. Bu durumda aslında Ömer Bey, ifadeleri nedeniyle değil, tam da hükümeti rahatsız edecek faaliyetleri nedeniyle cezalandırılmış olarak karşımıza çıkıyor.”

Enis Berberoğlu kararı

‘‘Küçük bir nüans var iki karar arasında. Enis Bey, hakkında dava başladıktan sonra tekrar milletvekili seçildi. Oradaki mesele Ömer Bey’inki gibi milletvekili seçilmeden önce başlayan, davanın 14. maddesi kapsamında olması değil de, bir kere dokunulmazlığı kalkınca tekrar seçilse bile dokunulmazlığı geri gelmez gibi saçma bir mantık. Burada ondan farklı olarak, milletvekili olan kişinin milletvekili olmadan önce yani dokunulmazlığı söz konusu değilken başlayan bir soruşturmanın dokunulmazlık kazanıldıktan sonra devam etmesi söz konusu. Anayasa Mahkemesi’nin Berberoğlu kararından sonra meclis, tabirime af buyurun, tükürdüğünü yalamak zorunda kaldı. Bu karardan sonra, meclisin bu kadar açık ve net hukuka aykırılığı gördüğünde bu şekilde hareket etmemesi gerektiği anladık.’’

İnsan Hakları Eylem Planı: ‘‘Üst düzey bir siyasetçinin ifade özgülüğünü korumaktan bile aciz bir metin

Moderatörümüzün ‘‘Eylem planının inandırıcılığı zedelenmiş midir?’’ sorusuna Altıparmak’ın cevabı şu oldu: ‘‘Ömer Bey kayıplarla, KHK’lerle, cezaevindeki bebeklerle, hasta mahpuslarla ilgileniyor. Eylem planında bunların hangisi var? Eylem planı hiçbir soruna çözüm getirmiyor, üst düzey bir siyasetçinin ifade özgülüğünü korumaktan bile aciz bir metin. Ömer Bey’in faaliyetleri daha iyi bir rehber olabilir. Son 2,5 sene içinde Ömer Bey’in yaptıkları gündeme alınırsa İnsan Hakları Eylem Planı çıkar dememiz mümkün.

HDP’ye kapatma davası: ”Türkiye’yi demokrasi ve hukuk devleti ilkelerinden uzaklaştırır’’

HDP’ye kapatma davasını açan kişinin kendi iradesi ile hareket etmiş olamayacağını söyleyen Altıparmak, Demirtaş kararından örnek vererek sözlerine devam etti: ‘‘AİHM’den çıkmış bir karar var. Bu karara rağmen savcı AİHM Sözleşmesi’ne atıfta bulunarak bu kapatma davasını açıyor. Demirtaş’ın hakkındaki dava dışında, Figen Yüksekdağ’ın da aralarında olduğu 12 vekil hakkında tutukluluk başvurusu var. 41 tane de vekiller tarafından götürülen ve hükümete de bildirilen dokunulmazlık dosyası var. Büyük ihtimalle hepsinde ihlal çıkacak ve AİHM sözleşmesine bütünüyle uygun olan ifadeler ve faaliyetler nedeniyle bir siyasi partinin kapatılmasına Anayasa Mahkemesi hangi koşullarda bakacak? Türkiye, evrensel ilkeleri, insan haklarının üstünlüğünü, hukukun üstünlüğünü kabul etmekle bunlardan tamamen ayrılma arasında bir karar eşiğinde. HDP’ye açılan kapatma davasını bu eşiğin en önemli kararı olarak görmek lazım. Kapatma yönünde verilecek bir karar Türkiye’yi tamamen demokrasi ve hukuk devleti ilkelerinden uzaklaştırır. Parti kapatarak bir siyasi düşünceyi bir talebi ortadan kaldıramazsınız. Er ya da geç tekrar gelir.’’

RELATED ARTICLES

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Most Popular

Recent Comments