Ana Sayfaİnsan HaklarıLGBTİ+ HaklarıBoğaziçi Üniversitesi'nde Neler Oluyor: Gözaltılar, Tutuklamalar, LGBTI+ Hakları

Boğaziçi Üniversitesi’nde Neler Oluyor: Gözaltılar, Tutuklamalar, LGBTI+ Hakları

Boğaziçi Üniversitesi’nde Neler Oluyor: Gözaltılar, Tutuklamalar, LGBTI+ Hakları

2 Ocak’ta Melih Bulu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanmasının ardından 4 Ocak’ta Boğaziçi öğrencileri protestolarla ‘‘Kayyum rektör istemiyoruz!’’ çağrısı yaptı.  5 Ocak sabahından bu yana çeşitli illerde öğrenciler gözaltına alınırken protestolar Boğaziçi’nde ve Türkiye’nin dört bir tarafında sürdürülüyor. Boğaziçi öğrencilerinin kayyum rektör atamasını protesto amacıyla kampüste açtığı sergide yer alan Kabe figürlü görsel tartışmalara sebep olurken, 30 Ocak’ta iki öğrenci tutuklandı.

Öteki Hareketi olarak Youtube üzerinden gerçekleştirdiğimiz canlı yayınla Boğaziçi Direnişi hakkında konuştuk. Konuklarımız; Antikapitalist Müslümanlar Grubu’ndan aktivist İhsan Eliaçık, KHK ile ihraç edilen ve Ankara’da mücadele veren Veli Saçılık, LGBTİ+ aktivisti Havin Özcan ve Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi Açelya Altun, moderatörümüz Esra Varhan’ın ve izleyicilerin sorularını yanıtladı.

Açelya Altun, 4 Ocak’tan bu yana gerçekleşen Boğaziçi Direnişini değerlendirdi

Boğaziçi Direnişini değerlendiren Açelya Altun şunları söyledi: ‘‘2 Ocak’ta tepeden bir rektör ataması ile uyandık. Öğrenci hareketleri başladığında öne çıkardığımız şeylerden biri de Melih Bulu’nun hem yüksek lisans hem de doktora tezinde intihal yapmış olmasıydı. 4 Ocak’ta ilk eylemimizi gerçekleştirdik ve Güney kampüs kapısında müdahale ile karşılaştık. Sonrasında Kadıköy’de eylemlerimiz de oldu. Direnişimizi oldukça barışçıl ve demokratik haklarımızı arayarak yürütmeye çalışıyoruz. Melih Bulu’nun istifa etmesi ilk talebimiz. Daha sonraki taleplerimiz ise polisin ablukadan geri çekilmesi ve gözaltındaki arkadaşlarımızız derhal salıverilmesi. Pazartesi günü öğrencileri kampüse kapattılar ve çıkışları yasakladılar. Gündüz kampüse gelen öğrencileri gözaltına aldılar. Boğaziçi öğrencisi olmadığımız yönünde algı yaratılmaya çalışılıyor. Biz yılbaşından beri daha kampüse girmeden, üniversitemizin bulunduğu mahallede gezerken kimliğimizi öğrenci kimliğimizi göstererek geziyoruz. Kampüse girerken de yine kimlik ve öğrenci kimliğimizi gösteriyoruz üstelik turnikeden de öğrenci kimliğimizi göstererek giriyoruz. Yani kampüsten alınan hiçbir öğrencinin Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi olmama ihtimali yok. Gözaltındaki arkadaşlarımız da çok zorlanıyor. Bir arkadaşımız cinsel tacize uğradığını söyledi.’’

‘‘Z kuşağı kimin ne söylediğini bilecektir.’’

Moderatörümüz Esra Varhan’ın ‘‘Gözaltılar ile alakalı siyasilerin desteğini yeterli görüyor musun?’’ sorusuna Açelya Altun şu cevabı verdi: ‘‘Bu eylemlilik bir partiye bağı değil. Biz bu yüzden partilerin sahiplenmesini özellikle istemiyoruz. Ama Z kuşağı bu noktadan sonra kimin ne söylediğini bilecektir ve oyunu ona göre verecektir.’’

Havin Özcan: ‘‘Çıplak aramaya maruz kaldık ama polisler soruşturma açacakmış’’

5 Ocak’ta şafak operasyonu ile uzun namlulu silahlarla evi basılan Havin Özcan, açık LGBTİ+ kimliğimden dolayı cinsel, sözel şiddete maruz kaldığını iade ediyor. Havin sözlerine şöyle devam etti: ‘‘Hastanedeki polis bize tecavüz edeceğini ve bizi öldüreceğini söyledi. Avukatlarımla görüşmem engellendi. Kürt ve LGBTİ+ kimliğimden ötürü Gaziantep AKP Milletvekili tarafından hedef gösterildim ve terörist ilan edildim. Çıplak aramaya maruz kaldık ama polisler soruşturma açacakmış, böyle bir bilgi geldi. Mücadelemize sonuna kadar devam edeceğiz.’’

Havin Özcan: ‘‘Şu anki nefret söylemleri devletin yönlendirilmesi ile gerçekleşiyor.’’

LGBTİ+ bireylerin doğdukları andan itibaren şiddetle karşı karşıya kaldıklarını söyleyen Havin Özcan şunları dile getirdi: ‘‘Bu sosyolojik şiddet ile sınırlı kalmıyor siyasi anlamda da şiddete dönüşüyor. Şu anki baskılar, tutuklamalar, gözaltılar ve nefret söylemleri devletin yönlendirilmesi ile gerçekleşiyor. Bu devletin ne kadar korktuğunu gösteriyor. Çünkü LGBTİ+ var oluşu böyle faşist rejimlerin tekerlerine çomak sokacak hareket. Bu hareketteki özgürlük anlayışı onların tam karşısında olan bir durumdur. Bizim devlet tarafından bu kadar hedef gösterilmemizin sebebi budur. Biz politik bir hareketiz ve direk iktidara karşı ses çıkarıyoruz. Gökkuşağı bayrağından korkuyorlar. Bayrağı açtığımızda polisler üzerimize üşüşüyor. Ben gözaltında iken ‘‘peşmerge bayrağı’’ dediler. Nasıl terörize edebiliriz diye düşünüyorlar.

İhsan Eliaçık, din ve LGBTİ+ konusunu ele aldı

İlahiyatçı İhsan Eliaçık dini değerlerin eleştirilmesi konusunda şu sözleri söyledi: ‘‘Tıpkı Gezi’deki gibi, eylemlerin tüm Türkiye’ye yayılmaması için var güçleri ile çalışıyorlar. Sokaklar ne zaman hareketlense dine başvurulur. Muhafazakâr iktidarın yöntemi ve gıdası budur. Halkın tepki gösterdiği konular ne ise onlar önce çıkarılır. Sempati gösterilmesine engel olmak amacıyla yanlış bir algıyla Kâbe’ye hakaret edildiğini, LGBTİ+ bireylerin olduğuna yönelik söylemler halka yönelik söylemledir. Halka, sevmedikleri kişilerin eylem yaptıklarını lanse ediyorlar. Dine hakaret yoksa da icat ederler. Muhafazakâr dinciler dini bilmezler, dini yaşamazlar bunlar dini sadece kullanırlar. Kuran’da din eleştirisinin yeri vardır. Nisa Suresi’nin 142. ayetinde ‘Eğer bir yerde Allah ile Peygamberi ile alay edilirse, o alay edenler sözü değiştirinceye kadar sen orayı terk et. Eğer sözü değiştirirler de normal konuşmaya devam ederlerse, o zaman onlarla beraber tekrar oturabilirsin.’ der. Kâbe eleştirilebilir, dini değerler eleştirilebilir, din sanatsal eserler üzerinden eleştirilebilir.’’

LGBTİ+ bireyler hakkında da konuşan Eliaçık, Türkiye toplumunun genelinin LGBTİ+ meselesini, insan hakları çerçevesinde ele alabilmiş durumda olmadığı söylerken şunları da dile getirdi: ‘‘Bunun dindeki yerini bilmiyorlar. Bu konu açılında Lut Kavmini örnek verirler. Bunun sebebi içlerinde LGBTİ+ bireylerin olması değildir, zorbalıktır. Lut Kavmini yönetenler tıpkı Osmanlı’da da olduğu gibi zorla oğlancılık yapıyorlardı. Bir LGBTİ+ bireyin kimseye zararı dokunmadıktan sonra onu kimse araştıramaz. Kuran tecessüs yapmayın der. LGBTİ+ bireylerin insan haklarından yararlanmaları gerekir, bu işin dindeki yeri budur. Mevzu LGBTİ+ değil, Kâbe’ye hakaret değil, mevzu taleplerin yerine getirilip getirilmemesi, rektörün demokratik yöntemlerle seçilmesidir. Algı oluşturmak için tasarlayarak LGBTİ+, Kabe mevzularına giriyorlar.’’

İhsan Eliaçık: ‘‘İslam dünyasına ‘Bizi görün, biz varız.’ mesajı veriliyor.’’

Moderatörümüzün ‘‘Sizce Kâbe’yi resmetmek ifade özgürlüğü müdür?’’ sorusuna İhsan Eliaçık şu cevabı verdi: ‘‘İfade özgürlüğüdür. Şöyle bir durum var, Kuran, ona inanlardan daha özgürlükçüdür, mezheplerden daha özgürlükçüdür. Ceza Kanununa ‘‘dini değerlere hakaret’’ diye yasak koymuş ama Kuran’da böyle bir şey yok. Eleştiri olmazsa gelişme olmaz. Kabe görselinin eleştiri maksadı ile yapıldığını düşünmüyorum. İslam dünyasına ‘Bizi görün, biz varız.’ mesajı veriliyor. LGBTİ+ meselesi ile yüzleşmek Müslümanlara insan haklarını öğretecektir.

Veli Saçılık: ‘‘Şu anda da aslında minimal anlamda Gezi yaşıyoruz.’’

Boğaziçi’nin türban yasağına karşı çıkan ilk üniversite olduğunu söyleyen Veli Saçlık sözlerine şöyle devam etti: ‘‘Siyasal İslamcılar, özgürlük, adalet duygusunu sömürerek öğrencilerin başını yılan gibi ezmekten bahsediyorlar. Şu anda aslında Boğaziçi tartışması yaşamıyoruz; biz otoriteleşen zihniyete karşı koyuyoruz. İslami faşist diyebileceğimiz bir zihniyet kurdular. İktidar çok korkuyor da saldırıyor.’’

Boğaziçi meselesinden Gezi çıkar mı sorusuna ise Veli Saçılık şöyle cevap verdi: ‘‘Şu anda da aslında minimal anlamda Gezi yaşıyoruz. Bu kadar şiddetli saldırıyor olmalarının nedeni burada bir Gezi görüyor olmalarıdır.’’

Veli Saçılık: ‘‘Bugün teröristlik ile suçlanmayan hiç kimse kendini muhalif hissetmesin.’’

Veli Saçılık, kayyumları şöyle değerlendirdi: ‘‘Karşımızda herkesi illegal ilan eden ama kendisi illegal olan bir yapı var. Kürtleri bastırmak için kayyumları icat ettiler. Kürt’ün üzerinde denedikleri her şeyi Türklerin üzerinde deniyorlar. Sonra direnen herkesi Kürt ilan ediyorlar. Daha genel ifade ile terörist diyorlar. Bugün teröristlik ile suçlanmayan hiç kimse kendini muhalif hissetmesin. Saray bir korku imparatorluğu yaratıyor.

Önceki İçerikAdalet Fora!
Sonraki İçerikMülteci Bir Bilim: Sosyoloji
RELATED ARTICLES

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Most Popular

Recent Comments