SİBEL YÜKLER’LE, “TOPLUMSAL CİNSİYET ODAKLI HABERCİLİK” WEBİNARI GERÇEKLEŞTİRİLDİ.

11 Ekim 2020 tarihinde Öteki Hareketi olarak, 2007 yılından beri gazetecilik yapan Sibel Yükler ile bir webinar gerçekleştirdik. Kadın Hakları Komisyonu öncülüğünde düzenlenen ’’Toplumsal Cinsiyet Odaklı Habercilik’’ konulu webinarda Sibel Yükler, moderatörümüz Esra Varhan’ın ve katılımcıların sorularını yanıtladı.

“MEDYA ERKEK EGEMEN BİR YAPIYA SAHİP”

Sözlerine medyanın erkek egemen bir yapıya sahip olduğunu söyleyerek başlayan ve aynı zamanda cinsiyetçi bu medyada kadınların temsil edilmediğini, görülmediğini belirterek devam eden Sibel Yükler, dünyadan ve Türkiye’den çarpıcı istatistikler paylaştı.

Dünyada haber içeriklerinde kadınların oranının yalnızca %24 iken erkeklerin oranının %76 olması; haberleri hazırlayan medya çalışanlarının cinsiyetlere göre oranlarına bakıldığında ise %37’sinin kadın, %63’ünün erkek olduğu görülüyor. Türkiye’de ise durum pek de iç açıcı değil; haber içeriklerinde kadınların oranı %19 ile dünya ortalamasının epey altında kalırken; haberleri hazırlayan medya çalışanlarında kadınların oranı ise yalnızca %17. Yapılan haberlerin içeriklerine bakıldığında ise kadınların en çok suç/şiddet ve magazin haberlerine konu oldukları göze çarpıyor.

 

“KADINLAR EN ÇOK KÜRTAJ, AİLE VE GÜZELLİK YARIŞMASI HABERLERİNE KONU OLUYOR!”

 2010-2015 arasındaki beş yıllık süreç incelendiğinde kadınların en görünür oldukları haber konularını ise kadınların ekonomik sürece katılımı, doğum kontrolü/kürtaj, aile, güzellik yarışmaları, moda/estetik, cinsiyet temelli şiddet/cinayetler, kadın siyasetçiler/adaylar, kadın hareketi/aktivizm/gösteriler, insan hakları ve lgbti hakları şeklinde sıralayan Yükler; en az görünür oldukları konuların başında ise kalkınma ve sürdürülebilirlik, ekonomi ve emek haberlerini sayıyor.

 

“MEDYA BİR AHLAK TERAZİSİ GİBİ ÇALIŞIYOR”

Toplumsal cinsiyet odaklı haberciliğin ne olduğunu kısaca tanımlayarak sözlerine devam eden Yükler, sadece içinde “kadın/LGBTİ+” geçen haberlerin değil tüm haberlerin toplumsal cinsiyet perspektifiyle yapılması gerektiğini vurguladı. Kadınların sadece kadınlara değen konulara sıkıştırılmadığı ve LGBTİ+ bireylerin görmezden gelinmediği aksine merkeze alındığı bir habercilik anlayışını kapsadığını belirtti.

Münevver Karabulut, Şule Çet, Özgecan Aslan, Ayşe Paşalı, Hande Fırat, Emine Bulut gibi toplumda simgeleşmiş isimler üzerinden medyanın haber dilini de eleştirdi. Şule Çet davasının sonuçlanmasının ardından Milliyet’in Şule Çet’i tam sayfa haber yapmasının kadın hareketinin gücü olduğunu da vurguladı. Aynı zamanda ’’medyanın bir ahlak terazisi var ve bir mahkeme gibi çalıştığını söyleyebiliriz’’ ifadelerini kullandı.

 

 “ÇÖZÜM, TOPLUMSAL CİNSİYET EĞİTİMİ!”

Katılımcılardan gelen çözümün ne olduğu sorusuna ise o medyada yer almamız gerektiğini söyleyerek yanıt veren Yükler, bununla birlikte toplumsal cinsiyet eğitiminin de çok önemli olduğunu belirtti. “Bu, müfredatın gündemine girmeli. Ana sınıfından itibaren verilmeli. Toplumsal cinsiyet eşitliği dersi, ayrımcılık, siber zorbalık gibi dersler muhakkak verilmeli. Cinsiyet ayrımcılığının ve eşitsizliğinin toplumsal olarak azalarak bitmesi için gerekli olan şey bir an önce eğitim müfredatına girmesi” ifadelerini kullandı.

 

“FATMA ALTINMAKAS’IN YAŞADIKLARI KÜRT OLDUĞU İÇİN GÜNDEMLEŞTİRİLMEDİ!”

Yine katılımcılardan gelen ’’Medyada yer alış biçimlerine bakıldığında öldürülen kadınların etnisitelerine göre bir ayrımcılık olduğunu düşünüyor musunuz?’’ sorusuna ise evet yanıtını veren Sibel Yükler, medyanın ırkçı ve şoven bir dil kullandığını belirtti. Kürt bir kadın olduğu için Fatma Altınmakas’ın yaşadıklarının gösterilmediğini ve gündemleştirilmediğini de sözlerine ekledi. Yine aynı militarist ve şoven medyanın çok uzun bir süre Van ve Batman’daki şüpheli kadın ölümlerine sessiz kaldığını ve kadın cinayetlerinin Batı’da değil de ‘namus ve töre cinayeti’ şeklinde hep Doğu’da oluyormuş gibi lanse ettiğini de sözlerine ekledi.

 

“MEDYA KÜRT KADINLARA TECAVÜZÜ GÖRMEDİ!”

Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada infiale sebep olan bir uzman çavuşun bir kadına tecavüz etmesi olayıyla ilgili de konuşan Sibel Yükler “Uzman çavuş tecavüz ettiyse de devlet içinde kalır gibi bir bakış var. Ana akım medya bunu görmedi çünkü eğer orada askerlerin Kürt kadınlara tecavüz ettiğini gösterirse askerler, askerlerimiz, devletimiz zarar görür. Helikopterden atılma haberinde gazetecilerin tutuklanmasının sebebi devlet aleyhine toplumsal olayları kullanmaktı, haber yapmaktı. Tabii ki devletin aleyhine kullanılır, tabii ki devletin aleyhi vardır orda çünkü askerler helikopterden iki yurttaşı atmıştır. Burada da bir asker bir kadına tecavüz etmiştir!” sözlerini kullandı.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.