Ağrı

Sümeyye Işıkçı’nın yazısı

 

Ağrı

Güneşin hiç doğmayacağı evler biliyorum.

Hiç büyüyemeyecek çocuklar

Her gece ezberlense de kağıda hiçbir zaman dökülemeyecek cümleler biliyorum.

Hiç gerçek olmayacak hayaller…

Bir de sanmalar biliyorum.

Sanmalar ve sandığının aslında sandığın gibi olmayışına tanık olmalar

Bu narkozsuz bir ameliyat gibi.

İnsanlıktan yana ağrıma hiçbir merhem şifa olmuyor.

İnsandan yana yanılgıma hiçbir cümle ev sahipliği yapmıyor.

Fazla düşündüğümü biliyorum.

Herkes sayfayı çevirirken,

Benim daha ilk cümlenin virgülüne takılı kaldığımı biliyorum.

Biliyorum her şeyin fazlasının zıddına dönüştüğünü…

Biliyorum ama bilmenin bazen hiçbir işe yaramadığını da biliyorum.

Kitap okuduğumu sanırken defalarca aynı cümleyi okuduğumu çok sonra fark ediyorum

İzlediğim dizilerde, filmlerde canımı yakacak sahneler olmamasına özellikle dikkat ediyorum, istemeden denk geldiğim yerleri de atlarken buluyorum kendimi.

Canın, yanan bir şey olduğunu yeni öğreniyorum.

Nerde bir acı varsa ruhumun bedenimden ayrılıp oraya gittiğini görüyorum.

Ruhumu durduramıyorum.

Canımı sıkacak bir habere bakmadan geçemiyorum.

Canımı sıkıyorum.

Ezbere bildiğim şiir kitaplarını okuyorum kaç zamandır.

Yenilerine başlayacak cesareti bulamıyorum KENDİMDE
Ah ruhum.

Bir bakışa saatlerce içerleyen

Bir cümleyi senelerce ezberleyen

Bir görüntüyü defalarca izleyen

Kendini buna mecbur bırakan

Ruhum…

Ah ruhum.

Düşünmeden söylenen bir cümlenin

Hesap edilmeden yapılan bir eylemin

Kaç depreme sebep olacağını bilse insan,

Yapar mıydı umarsızca yaptıklarını? diyorum,

Konuşur muydu yine fütursuzca?

Biliyorum yapardı da, konuşurdu da.

“İnsan olan yerlerim çok ağrıyor.”

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.