0-6 Yaş Arası Hapishanede Kalan Çocukların Psikolojik Gelişimleri

Çocuk Hakları Komisyonu - Fatma Zehra Bal

0-6 Yaş Arası Hapishanede Kalan Çocukların Psikolojik Gelişimleri

Günümüzde çocukların adli sistemi tanımaları ya suç işlemelerinden ya da 0-6 yaş arasında vesayeti altında olduğu kişinin suç islemesinden dolayı kaynaklanmaktadır. 2019 verilerine göre ceza infaz kurumlarına çocuk yaşta hükümlü olarak giren sayısı 1679, anneleriyle birlikte bulunan çocuk sayısı 780 (Tıklayınız.) Şu anda anneleriyle hapishanede kalan çocuk sayısı ya da mahpus çocuk sayısı dramatik düzeyde olduğu için iki senedir Adalet Bakanlığı yeni istatistikler yayınlanmamakta ve bu sayı bilinmemektedir. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 65. maddesi gereğince anneleri hükümlü olan, dışarıda korumasına bırakılacak kimsesi bulunmayan sıfır-altı yaş arasındaki çocuklar annelerinin yanında hapishanede kalabilmektedir (Tıklayınız.) .Bu doğrultuda 0-6  yaş aralığındaki çocuklar ‘çocuğun  yüksek kararına göre’ hayatlarının belirli kısımlarını anneleriyle beraber hapishanede geçirmektedirler ama mevcut hapishaneler yetişkin bir erkeğin kalabileceği şekilde dizayn edildiği için bir anne ve  çocuğun kalabileceği uygun ortamlar değildir . Dünya Sağlık Örgütü çocuk için uygun uyaranların olmadığı bir ortamda sağlığın yanı sıra gelişimin de etkileneceğini belirtmektedir (3). Çocukların dünyaya gözlerini dört duvar arasında açması, yıllarını orada geçirmeleri ve dış dünyadan kopuk yaşamaları beraberinde birçok problemi de beraberinde getirmektedir. Çoğu psikolojik bozukluğun temelinde çocukluk döneminde yaşanan travmaların yatması bu dönemin birey açısından önemini gözler önüne sererken; insani hak ve temel özgürlüğü kısıtlanan çocukların gelecekte birçok uyum problemleriyle karışılacakları açıktır.

Yaşamın sıfır-altı yaşlarını kapsayan erken çocukluk dönemi; gelişim ve değişimin çok aktif olduğu, çocuğun bağlanma sürecini yaşadığı, temel kişilik özelliklerinin şekillendiği, nesne ilişkisinin kurulduğu, bütün yaşamını etkileyen kritik bir dönemdir (4).  Bruner’e göre çocuk eylemlerle öğrenmeyi artırır, dili kullanarak çevreyle etkileşim kurar ve bu şekilde öğrenme yaşam boyu devam eder (5). Erken çocukluk yıllarında çocukların içinde bulunduğu fiziksel ve sosyal çevreyle birlikte çocuklara sunulan uyaranların fiziksel, motor, bilişsel, dil, sosyal ve duygusal gelişiminde büyük rolü vardır. Bronfrenner de ortaya attığı ekolojik yaklaşım ile çevrenin önemini vurgulamaktadır (6). Bu nedenledir ki, erken dönemde çocukların beyin gelişimini destekleyecek uyarıcıdan zengin olumlu ortam (anne- çocuk ikilisinin karşılıklı duyarlı ve şefkatli ilişki ve iletişim içinde olduğu, çocuğun yaşına uygun oyunlar oynandığı, çocuğun yaşına uygun oyuncakların, kitapların var olduğu ortam) çocukların gelişimleri ve ileriki yaşları için önemlidir (3). Hapishanede kalan çocuğun yaşına ve gelişimine uygun çeşitlilikte uyaranların sunulamamış olması, çocuğun gelişiminde gecikmelere, davranışsal-duygusal sorunlara, zekâ ve öğrenme kapasitesinde düşüklüğe neden olabilir (7). Özellikle sıfır-üç yaş arasında hızla ilerlemekte olan beyin gelişimi yetersiz uyaran aldığı zaman sinir-beyin gelişimi zayıf kalabilir ve sinaptik bağlantıların az olmasına neden olabilir (8). Hapishanede yaşayan bir çocuğun maruz kalabileceği uyaran sayısı normal bir ortamda büyüyen çocuğa göre çok azdır. Bu çocuklar her gün aynı ortamda bulunmak zorunda, genellikle aynı insanları görmekte; doğayı, hayvanları, bitkileri ve o ortamda bulunmayan bütün eşyaları sadece televizyon ve resimlerde görebilmektedir. Buna paralel olarak, anneden ve yakın çevreden daha az sözel uyarı alan bebeklerin genellikle kelime hazinesi kısıtlıdır (9). Şiddet içerikli argo konuşmalara, uygunsuz rol-modellere şahit olan çocuk bu olumsuz durumlardan etkilenerek ve dil ve zihinsel gelişiminde de problemler yaşayacaktır.

Aktif öğrenme modeli; bebek ve çocukların zenginleştirilmiş bir çevrede görerek, dokunarak, yaparak öğrendikleri ortamlarda gelişimlerinin ve öğrenme düzeylerinin yüksek olduğunu belirtmektedir (10). Oyun alanları da çocukların yaratıcılığını ve bağımsızlığını desteklemekte; kaba ve ince motor hareket becerilerini desteklemekte ve akranlarla ile beraber oynanan oyunlar sosyalleşmeyi sağlamaktadır (11).  Erken çocukluk döneminde kaba motor davranışlar olarak yürüme, koşma, zıplama, atlama, tırmanma, kayma, merdiven inme-çıkma, fırlatma, yakalama vb. ile ince motor davranışlar olarak yoğurma, kesme, katlama, sıkma, çevirme gibi etkinlikler çocuğun zihinsel ve bedensel beceri geliştirme sürecinde anahtardır. Deneyim yoksunluğu ve hareket sınırlaması ise normal motor gelişimi geciktirmektedir (12). Hayatının ilk altı yılını hapishanede geçiren çocukların olduğu bilinmektedir ve bu çocuklar dış dünyada yaşayan çocuklardan farklı olarak gerçek hayattan kopuk yaşamaya mahkûm edilmişlerdir. Şahinöz ve arkadaşlarının hapishanede kalan 40 çocuk üzerinde yaptığı araştırmaya göre kaba ve ince motor davranışlarda takvim yaşına göre gecikme gösteren çocukların sayısı hapishanede annesi ile birlikte kalanlarda daha yüksektir (13). Hapishaneye çocuğun motor gelişimini destekleyen boya kalemi, oyun hamuru gibi materyallerin alınmaması, çocuğun deneyimleyeceği halı, çimen, kum, çakıl gibi zeminlerden ziyade sadece beton zemine basmasıyla oluşan uyaran eksikliği motor gelişimde problemlere yol açmaktadır.

Freud yaşamın ilk yıllarının kişiliğin gelişiminde büyük rol oynadığını ve çocukluk döneminde meydana gelen travmatik olayların bireyde kalıcı hasarlara sebep olabileceğini ifade etmiştir. Özellikle psikoseksüel gelişim basamakları incelendiğinde birbirinden tamamen ayrı ve bağımsız dönemlerden değil; aksine kendinden önceki dönemin ne şekilde yaşandığı üzerinde şekillenen dönemlerden bahsetmek daha doğru olacaktır. Örneğin; üç-altı yaş arası fallik dönemde çocuklar yaşıtlarını ve karşı cins ebeveyni model alarak taklit etmektedir. Hapishane koşullarında ise çocuklar açısından baba modelinin olmaması ve uygun olmayan rol modellerin varlığı nedeniyle sosyal-duygusal gelişim olumsuz etkilenmektedir. Ek olarak, çocuklar ve gençler yetişkinlerden çok akranlarını model almakta, kendi aralarında sosyal gruplar oluşturarak bütünleşme, ait olma gereksinimlerini karşılamaktadır (14). Ancak hapishanede çocuklar üç yaşına gelip de kreşe gidene kadar akranlarıyla bir araya gelememektedir. Bunun nedeni, koğuşlarda en fazla iki çocuğun anneleri ile kalmasına izin verilmesidir. Hapishanede annesi ile birlikte kalan çocukların sosyal-duygusal gelişimlerinde gecikme olabilir, cinsiyet ve kimlik karmaşıklığına yol açabilir.

Erikson’a göre, 1-3 yaşı kapsayan gelişim evresinde çocuklar özerkliğini/bağımsızlığını kazanma arzusu ve çabası içindedir. Çocuklar özerkliğe karşı kuşku olarak sınıflandırılan bu evrede bir engellenmeye maruz kalırsa utanma ile birlikte kuşku duyguları ortaya çıkabilmektedir. Çocuğun özdenetimini öğrenmesi ve ailesinin, toplumun beklentileriyle bir uyum sağlaması bu donemin sağlıklı geçirildiğinin göstergesidir (24). Maalesef hapishanede bulunan çocuklar ortam itibariyle özgür değillerdir ve her yönden engellenme içeren bu ortamlarda çocukların psiko-sosyal gelişimleri problemli olacaktır.  3-5 yaş gelişim evresinde ise ‘girişkenliğe karşı suçluluk duygusu’ teması hakimdir ve çocuk bir önceki dönemde elde ettiği özerklik duygusunun verdiği güçle girişimlerde bulunur. Çocuğun girişimciliğinin gelişebilmesi, onun desteklenmesine bağlıdır (25). Hapishane gibi girişimleri sürekli engellenmek zorunda kalınan ortamlarda önceliklerinde desteklenmeyen çocuklar suçluluk ve geri çekilme duygularıyla boğuşur.

Hapishanede çocuk ve annenin tüm vakti beraber geçer ve annenin tüm ilgi ve kaygısı çocuk üzerinde yoğunlaşır. Annenin çocuğa kendisinden ayrı bir düşünme alanı yaratması ise çocuktaki duygusal gelişimi ve kendi başına kalma kapasitesinin gelişmesi için kritiktir (15). Endişe ve ayrılıkla ilgili yoğun hassasiyet taşıyan annelerin çocukları ise bağımlı kişilik geliştirebilirler. Lejarraga ve ark.’nın yaptığı çalışmada hapishanede annesi ile kalan çocukların %39’unda duygusal problemlere rastlanmıştır (16).  Demirbaşoğlu’nun 0-6 yaş arası 70 çocuk ile yaptığı araştırmasında hapishanede anneleri ile birlikte kalan çocukların gelişim özelliklerinin akranlarına göre anormal olduğu ve anne çocuk ilişkisinin çatışma boyutunda olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu kurumların çocuklar için örseleyici etkisi olduğu, fiziki sosyal ve psikolojik açıdan ortamın geliştirilmesine yönelik çocuk odaklı düzenlenmeler yapılması gerektiği yargısına varılmaktadır (17). Fuller ve ark.’nın yaptığı çalışmada anne ile çocuk arasındaki yüksek kalitede etkileşimlerin ve destekleyici yaklaşımın çocuğun gelişiminde olumlu yönde etkili olduğunu belirtmiştir (18). Ek olarak sağlıksız bir anne-baba-çocuk ilişkisi, çocuğun anne ile kurulan ikili ilişkisini ve psiko-sosyal gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir (19). Tutuklu/hükümlü ebeveyne sahip olan çocukların sağlıklı bir yaşam sürdürebilmeleri için gerekli olan fiziksel, sosyal, eğitsel ve duygusal ihtiyaçlarının karşılanması açısından dezavantajlı oldukları ve şiddete ile istismara maruz kalma oranının akranlarına göre yüksek olduğu gözlenmektedir (20). Ek olarak, hapishanedeki çocuklu annelerin, diğer kadınları rahatsız etmemek adına çocuklarına uygun olmayan disiplin yöntemlerini benimseyebildikleri veya şiddet içerikli yanlış uygulamalarda bulunabildikleri dile getirilmiştir. İhmal, istismar ve kötü yaşam koşulları ve oluşan stres çocuğun gelişen kişilik ve beyin işlevlerini olumsuz etkilemektedir (21). Yapılan araştırmalarda annelere şefkatli ve duyarlı bakımın nasıl yapılacağı konusunda eğitim verilen gruptaki yaklaşık 400 çocuğun 12-24 aydaki gelişimsel değerlendirmelerinde bilişsel, hareket ve dil alanlarındaki gelişimlerinin kontrol grubuna göre daha iyi düzeyde olduğu gözlemlenmiştir (22).

Her ne kadar annelerinin yanında olsalar bile, hapishane koşulları göz önüne alındığında çocuğun gelişimini desteklemekten uzaktır. Erken çocukluk döneminde gelişimi etkileyen üç ana bileşen; beslenme, çevre ve uyaranlardır (23). Hapishane ortamı incelendiğinde çocuğa ait bir yatak bulunmamaktadır; çocuk annesiyle tek kişilik yatakta yatmak zorundadır ve her gece ranzadan düşme tehlikesi endişesi içinde uyuyabilir. Ayrıca uyumak istediği zaman ışık altında, birçok insan ve ses içinde uyumak zorunda kalmaktadır. Çocuğa mama hazırlamak için gerekli mutfak gereçleri bulunmamakla beraber yiyebileceği ek gıdalar sınırlıdır. Çocuğun yerde basabileceği yumuşak halı, güvende hissedeceği sıcak ev ortamı, eğlenerek öğreneceği oyun ortamı yoktur. Ağaçları, çiçekleri, hayvanları, doğayı görme, birebir inceleme imkânı olmadığı gibi her yer beton ve tekdüze renklerin hâkim olduğu bir ortamdadır. Ek olarak, çocuk hapishanenin günlük rutinine uymak zorundadır. Bu tekdüze bir yaşam en başta canlılığa terstir.  Nasıl ki dünyanın işleyişi kaos teoremiyle son derece kaotik ve tahmin edilemiyor, her an yeni olasılıklarla evriliyor, teknoloji farklı düşüncelerle ilerliyor, yaratıcılık günümüzde en çok aranan özellik ve insanın doğasında merak yatıyor. Hapishane ise bunların hepsine ket vuran bir ortam ve monoton bir düzende düşünceler, hayaller, üretilen fikirler ve algılama da kıtlaşmaya başlıyor. Gerekli olan bedensel ve zihinsel gelişim fiziksel şartların yetersizliği yüzünden geri kalıyor. Yetişkin hayatında ilişkilerin nasıl olacağını büyük orada belirleyen ve yaşamın ilk yıllarında kurulan nesne ilişkilerinin katı kurallar, engellenmişlik ve bastırma ile kurulması ruhsal bozukluk geliştirmede etkili olabiliyor.

 Bu nedenlerden ötürü hapishanelerin ‘suçluları rehabilite etme’ özelliği ne yazık ki günümüz Türkiye’sinde mümkün olamamaktadır. Suç kavramı daha oturmamış bir çocuğu ise anlamadığı nedenlerle hapis tutmak çocuğu engellenmiş hissettirir ve psikolojik gelişimini sağlıklı bir şekilde sürdüremez. Bu engellenmişliği zamanla içselleştirip dışarı çıktığında da kendini bir odada hapis tutabilir ya da yapmak istediği şeylerden bile kendini alıkoyabilir. Ayrıca çocukluğunu hapishanede geçiren çocuğun da ceza kavramı ile olan ilişkisi katıdır, ahlaki ve toplumsal kurallar hakkındaki bilgisi sınırlıdır. Zamanla hapishaneyi kendi evi gibi gören çocuk, ayrılma zamanı geldiği zaman zorlanabilir ve ayrılma anksiyetesi yaşayabilir. Sosyal çevreye uyum sağlamakta zorluk yaşar. Ayrıca toplumumuzun hapishanelere karşı bakış açısının olumsuz olmasıyla ve bu kurumlarda bir süreliğine de olsa kalan çocuklara karşı toplum damgalama yapmakta ve bir dışlama ve ötekileştirme davranışı içine girmektedir. Hapishanedeki suçluların eğitim seviyeleri ve sosyo-ekonomik düzeyleri genellikle daha düşüktür ve burada belirli bir zaman geçirmiş çocuğun ise ilerde suç işlemeye olan eğilimi artmaktadır.

Bu çocuklar suça itilmiş annelerin çocukları olmalarından dolayı erken çocukluk yıllarında gelişimsel olarak desteklenememiş çocuklar olarak tanımlanabilir. Bu yaşlarda deneyimlenen gelişimsel gecikmelerin ileriki hayatta ve kişilik gelişimlerinde kalıcı hasarlar bırakmaması için; gelişimi destekleyen fiziksel ve sosyal çevrenin oluşturulması, gerekli materyallerin çocuğun yaşam alanlarında bulundurulması, çocukların ilgi ve gereksinimlerine uygun etkinliklerin gerçekleştirilmesi, uzman çocuk gelişimcilerin rehberlik yapması önemlidir. Çocukların diğer çocuklarla oynamaları desteklenmeli ve keşfederek öğrenmeleri için güvenli ve uygun ortamlar hazırlanmalıdır. Çocukların kendilerini güvende hissedecekleri şekilde beslenme, uyuma, temizlik gibi günlük rutinlerin yerleştirilmesi de gelişim için olumludur. Çocukla konuşulması, söylediklerinin dinlenmesi ve onunla oyun oynanması gerekir; bu ona yaşam becerileri kazandıracağı gibi günlük sorunların çözülmesinde de yardımcı olacaktır (13).

 

KAYNAKÇA:

1-https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Ceza-Infaz-Kurumu-Istatistikleri-2019-33625  Erişim Tarihi: 22.01.2021.

2- www.cte.adalet.gov.tr/menudekiler/mevzuat/yonetmelik.asp. Erişim Tarihi: 16.01.2016.

 

3- Richter LM. Theimportance of caregiver-childınteractionsforthesurvivalandhealthydevelopment of youngchildren: A review. Geneva: WorldHealthOrganization; 2004.

 

4- Can Yaşar M, Kaya ÜÜ. İçinde: Erken çocukluk döneminde gelişim I.Köksal Akyol A, editör. Türkiye’de 0-36 ay bebek/çocuk profili. Ankara: AnıYayıncılık; 2017. s.51-81.

 

5- Yıldız Bıçakçı M, Aral N. İçinde: Eğitim psikolojisi. Aral N, Duman T, editörler.Dil gelişimi. Ankara: Pegem Akademi; 2017. s.131-152.

 

6-Bee H, Boyd D. Çocuk gelişim psikolojisi. İstanbul: Kaknüs Yayınları; 2009.

 

7- Yıldız Bıçakçı M, Durualp E. İçinde: Çocuk gelişimi. Aral N, editör. Sosyal ve duygusal gelişim. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Yayınları; 2016. s.128-157.

 

8- Emre Bolatbaş D, Yıldız Bıçakçı M. İçinde: Bebeklik ve ilk çocukluk döneminde(0-36 ay) gelişim-Duyuların gelişimi ve desteklenmesi. Yıldız Bıçakçı M,editör. Bebeklik ve ilk çocukluk döneminde gelişimsel değerlendirme veizlem. Ankara: Eğiten Kitap; 2015. s.143-177.

 

9- Tercan H, Dursun ŞS, Yıldız Bıçakçı M. İçinde: Bebeklik ve ilk çocuklukdöneminde (0-36 ay) gelişim-Duyuların gelişimi ve desteklenmesi. YıldızBıçakçı M, editör. Tipik gelişim gösteren çocukların gelişim özellikleri.Ankara: Eğiten Kitap; 2015. s.23-90.

 

10- Taygur Altuntaş T, Yılmazer Y. İçinde: Bebeklik ve ilk çocukluk döneminde (0-36 ay) gelişim-Duyuların gelişimi ve desteklenmesi. Yıldız Bıçakçı M, editör. Duyuları destekleyici ortam ve duyu materyalleri. Ankara: Eğiten Kitap; 2015. s.305-338.

 

11- Ünal M. Çocuk gelişiminde oyun alanlarının yeri ve önemi. İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi. 2009; 10:95-109.

 

12- Kail RV. Childrenandtheirdevelopment. New Jersey: Pearson; 2012.

 

13- Şahinöz A., Küçük N., Çakır B., Uzun A., Durualp E. Cezaevinde Annesi ile Birlikte Kalan Çocukların Gelişimlerinin Karşılaştırılmalı Olarak Değerlendirilmesi. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Mecmuası 2019;72(1):66-75

 

14-Farmer TW, Xie H. Aggressionandschoolsocialdynamics: Thegood, thebad, andtheordinary. Journal of School Psychology. 2007;45:461-478.

 

15- Winnicott, D. W. (1965). Oyun ve gerçeklik. Çev. T. Birkan. İstanbul: Metis Yayınları.

16- Lejarraga H, Berardi C, Ortale S, et al. Growth, development, socialintegrationandparentingpractices on childrenlivingwiththeirmothers inprison, ArchArgent Pediatr.2011;109:485-491.

 

17-Demirbaşoğlu, C. (2019). Anneleri ile Ceza İnfaz Kurumlarinda Kalan 0-6 Yaş ÇocuklarınGelişiminin ve Annelerinin Gözüyle Yaşam Deneyimlerinin Karma Araştırma Yöntemiyle Araştırılması. İstanbul T.C. Maltepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü

18- Fuller B, Kagan SL, Caspary GL, et al. Welfare reform andchildcareoptionsforlow-incomefamilies, TheFuture of Children. 2002;12:96-120.

 

19-Gezgin,S. (2019).  Cezaevinde çocukları ile Birlikte Bulunan Annelerin Çocukluk Çağı Ruhsal Travmaları,Kapsayıcılıkİşlevleri ve Çocuklarının Psiko-Sosyal GelişimDurumlarıArasındakiİlişkininİncelenmesi.İstanbul T. C. Maltepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

 

20- Phillips, S. D., Burns, B. J., Wagner, H. R., & Barth, R. P. (2004). Parentalarrestandchildreninvolvedwithchildwelfareservicesagencies. AmericanJournal of Orthopsychiatry, 74(2), 174-186.

21-Trawick Smith J. Erken çocukluk döneminde gelişim-Çok kültürlü bakış açısı.Akman B, çeviren. Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık; 2014.

 

22-Yousafzai AK, Rasheed MA, Rizvi A, et al. Effect of integratedresponsivestimulationandnutritioninterventions in theladyhealthworkerprogrammein Pakistan on childdevelopment, growth, andhealthoutcomes: A clusterandmixedfactorialeffectivenesstrial. Lancet. 2014; 384:1282-1293.

 

23-Özmert E. Erken çocukluk gelişiminin desteklenmesi-II: Çevre. Çocuk Sağlığıve Hastalıkları Dergisi. 2005b; 48:337-354.

 

24- Erikson, E. H. (1963). ChildhoodandSociety, Norton Company, New York.

 

25 -Erikson, E. H. (2014). İnsanın 8 Evresi (Çev. Akkaya, G., 2. Baskı). İstanbul: Okyanus Yayınları.

 

Fatma Zehra Bal

──────────────────────────────────────────────────────────────────────

Öteki Hareketi olarak benimsediğimiz ilkeler gereği ırkçılık, ayrımcılık ve nefret söylemi içermeyen, şiddete teşvik etmeyen, militarist içerikli olmayan her yazı sitemizde yer bulacaktır.

(Visited 31 times, 1 visits today)

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.