Mülteci Bir Bilim: Sosyoloji

Yasemin Kaya

Mülteci Bir Bilim: Sosyoloji

Türkiye’de sosyolojinin yapılamıyor olmasını günümüzden biraz daha geriye giderek değerlendirmekte fayda var. Sosyoloji batılı modern toplumlara çözüm üretmek için üretilen bir bilimdir. Türkiye de ise modernleşmeye hazır olunmayan bir dönemde kimi zaman yüzeysel kimi zaman kurumsal modernleşme denemeleri yapılmıştır. Bu dönemi Tanzimat Reformu’ndan başlatabiliriz. Bu dönemde Osmanlı entelektüel yetiştirebilmek için birçok yetişmiş insanını yurt dışına göndermiş ve geri dönmelerini sağlayarak ülkenin kalkınmasında yer almalarını hedeflemiştir. Türk devrimi için bilimsel bir zemin hazırlanmaya çalışılmıştır. Ulus- devlet bilinci ön plana çıkmıştır. Beraberinde farklı siyasi akımlar da oluşmuştur. Batıdaki çoğulcu kurumsallaşma Osmanlı’da gerçekleşemediği için batıdan gelen demokratik fikirler Türkiye’de uygulanamamıştır. Örneğin siyasal parti fikri tümüyle batının çoğulcu politikaları ile doğmuştur. Osmanlı’da ise farklı olan her daim tehlike unsuru olmuştur. Çok partili hayata geçiş denemelerimizde bu anlamda çok başarılı olduğu söylenemez. Türkiye taban tabana zıt siyasal fikirleri meclise taşımayı başarabilseydi muhtemelen gelişmeler farklı şekilde olacaktı. Modern Osmanlı ve Türkiye tarihinde hiçbir zaman çoğulcu bir siyaset yapılamadı. Çoğulculuk değil çoğunluk hüküm sürmüştür. İslam bir din olarak doğduğu kadar devlet olarak da doğmuştur. Merkezi bir otoritenin olduğu bir yapıya sahiptir. Osmanlı’da da dini kontrol eden bir devlet vardır. Camiyi devlet ya da hayırsever yapardı, batı da ise kilise sesini yükseltmeye başlamıştır. Osmanlı’da padişahın iradesi dışında şeyhülislam olmak mümkün değildir. Çünkü kurumsal değildi, oysa batıdaki kilise bu anlamda kurumsal otonom bir güç merkeziydi. Bu yüzden İslam coğrafyasında din her zaman siyasetin gölgesinde kalmıştır. Bu gibi toplumsal ve tarihsel farklılıklar ile doğu-batı ayrımı meydana gelmiştir. Batıda yıllarca süren din ve mezhep savaşları mevcuttur. Bu bağlamda farklı toplumsal yapıya sahip 2 yönün aynı sosyolojik kuramlar çerçevesinde sorunları ele alması ve çözmesi beklenemezdi. Batıdan doğan bir bilim elbette kendi toplumunu incelemekte ve kendi toplumu için reçete çıkarmak üzerine yoğunlaşmıştır. Kendi dışındaki toplumları incelemekte eksik kalmıştır. Aynı zamanda doğu toplumları kendi reçetesini neden kendisi yazamamıştır sorusunu akıllara getirmiştir. Batıya bağımlı hale gelindiği düşünülmektedir. Elbette önemli Türk sosyologlarımız olmuştur. Türkiye de akademik anlamda ilk sosyoloji çalışmalarını Ziya Gökalp yapmıştır. Hem fikir hem de aksiyon adamıdır. Bir dönemin siyasi yapılanmasını ve fikir altyapısını temellendirmeye çalışmıştır. Cumhuriyetle birlikte yeni bir kuşak oluşmuştur. Fuat Köprülü, Necmeddin Sadak, Mustafa Şekip Tunç isimler gibi. Ancak en dikkat çeken kişi Hilmi Ziya Ülkendir. Kendi okulunu açamamıştır ya da ekol olarak ortaya çıkmamıştır ama öğrencileri vardır: Prof. Kurtuluş Kayalı, Baykan Sezer gibi isimler. En dikkat çeken tarafı ise 1920 yıllarında Anadoluculuk hareketinden cumhuriyetçiliğe yönelmesidir. Ona göre Comte toplum biliminin kurulmasını geciktirmiştir. Hatta orantısız hale getirmiştir. Comte’ un yolundan gelenler bir çıkmaza girmiştir. Marks’ın dediği gibi tarihin mutlak ve devrim ilkesinde değil her varlık derecesinde farklı şekillerde değişmesi ve evrimsel olgulardan söz edilebilir. Ona göre Aristo toplum sınıflandırmasında ölçüt olarak yalnızca siyasal ölçüte dayanmıştır ve düşünümsel ölçütleri dikkate almamıştır. Hilmi Ziya için ise toplumu sınıflandırmak için gerekli ölçütler: İşlevsel(Düşünsel olmayıp yapısal olması)-Tarihsel(coğrafi değişikliklerin göz önüne alınması)-Toplumun yalnızca dış yapısının değil içyapısının da incelenmesi gereklidir. Sosyal fonksiyonlar ne kadar farklılaşmış ise sınıflarda o derece birbirinden ayrılmıştır. Bununla beraber birbiri içerisine de bir o kadar girmiştir. Bizdeki metot eksikliğini sosyal bilimlerin fikir dünyasında ideolojik aygıtlarında yer almasına bağlar. Yazın dönemi: Anadoluculuk- Cumhuriyetçi-Marksist ve son olarak kendi değer ölçülerini kurmaya çalışır. Uzun yıllar asistanlığını yapan Tanyol: Çok çeşitli konularda yazılar yazmasını eleştirir ve kişiliğindeki çelişkiye verir. Oysa bu dağınıklığı Türkiye ve sorunları için arayış yolları idi.’ Şeytanla konuşmalar’ adlı kitabında: Doğu ile batı Yahya Kemalin kurduğu köprüden geçer’ der. Bu da onun fikir dünyasını özetlemektedir. Tür düşünce insanlarının belirgin özelliklerinden biri söz değiştirmeleridir ve bunu Hilmi Ziyada da görüyoruz.73 yıllık hayatının 55 yılını sürekli yayın vererek ve öğrenci yetiştirerek geçirmiştir.5 Haziran 1974 de vefat etmiştir. Öğrencisi olan Prof. Erol Güngör vefatı için: Hilmi Ziya’nın vefatıyla Türkiye de bir devir kapanmıştır. Bu devir Tefekkür Devridir ’der. Bütün eksikliklerine rağmen bizde akademik şahsiyetin dağ gibi temsiliydi. Genel hatlarıyla baktığımızda Türk düşünürlerin evrensellik mi yerellik mi tartışması içerisinde boğulduklarını görüyoruz. Günümüz şartlarını değerlendirir isek belli bir zümrenin tekeline girmeye yaklaşmış durumdadır. Tartışma sahasının giderek daraldığı özgür bilimsel faaliyetlerin sınırlandırıldığı zamanlar yaşandığından ötürü bilgisi olanın konuşması yerine istenen konu ve kişilerin konuşması ön planda tutulduğu için mevcut bilgi birikiminden vazgeçilmekte ve değerlendirilememektedir. Bununla beraber tükenmek bilmeyen batı hayranlığı kendimize dönüp bakmamıza engel olmaktadır. Adem-i merkeziyetçilik sadece devlete ilişkin bir olgu değildir. Politik kültürde yapamadığımız ilerlemelerden kaynaklı sorunlar bizleri sosyolojide bu noktaya getirmiştir.

Kaynakça

1.Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi ,Cilt 6,Sayı 11,2008,499-516/Çağdaş Türk Düşüncesi içinde Hilmi Ziya Ülken, Yücel BULUT
2.AKÜ Sosyal Bilim Dergisi3(1),133-138,2001/Anadoluculuk ve Hilmi Ziya Ülken ,Köksal ALVER.
3.Adıyaman Ünv. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 2008(1),89-95,2008,Aralık,Türkiyede Toplum Biliminin Öncülerinden Hilmi Ziya ÜLKEN, Bekir KOCADAŞ.
4.İstanbul:Yapı Kredi Yayınları ,2009 Türk Tefekkür Tarihi, Hilmi Ziya ÜLKEN
5.Sosyoloji Araştırma Dergisi/ Sosyoloji Konferansları(2016)/Sayı;53 Sayfa;3-27,25p Akpolat, YILDIZ

6.Dr.M.E.Kaman

Yasemin Kaya

──────────────────────────────────────────────────────────────────────

Öteki Hareketi olarak benimsediğimiz ilkeler gereği ırkçılık, ayrımcılık ve nefret söylemi içermeyen, şiddete teşvik etmeyen, militarist içerikli olmayan her yazı sitemizde yer bulacaktır.

(Visited 38 times, 1 visits today)

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.