Kör Topal Adalet

Nalan Dilara Uğur

Kör Topal Adalet

”İşkence var, cezası 9 yıldır yok”
05.12.2011 tarihli Milliyet Gazetesinde yer alan bir haber başlığı. 2002 senesinde jandarma karakolunda vücuduna elektrik verilerek işkence yapılan Feride Kaya hakkında yapılmış bir haber. Başlıktan da anlayacağımız üzere 9 yıl sonunda cezasız kalmış bir işkence var ortada. En başa dönüp sırasıyla inceleyelim.
Feride Kaya Eylül 2002 tarihinde gözaltına alınıyor. Gözaltında bulunduğu süre içinde sağ eli ile sağ ayak parmaklarına elektrotlar bağlanmak suretiyle vücuduna elektrik verildiğini, sağ kolunun işkence nedeniyle tutmaz hâle geldiğini, gözaltında kaldığı süre boyunca gözlerinin bağlandığını, kimseyle görüştürülmediğini, iç çamaşırıyla kalacak şekilde kıyafetlerinin çıkarıldığını, uyutulmadığını, saçından çekilerek sürüklendiğini, damlayan suyun altında tutulduğunu, çıplak ayaklarına botlarla basıldığını, ağır hakaretlere maruz kaldığını ve tehdit edildiğini iddia ederek avukatı aracılığıyla savcılığa şikayet dilekçesi veriyor. Ayrıca Kaya, ”darp ve cebir izi olmadığın” yönelik rapor veren 2 doktordan da şikayetçi oluyor.
Devamında diğer birçok işkence dosyasında da görebileceğimiz ifadeler görüyoruz. Doktorlar şüpheli sıfatıyla verdikleri ifadelerinde gerekli özeni göstererek muayene ettiklerini ve suçlamaları kabul etmediklerini söylüyorlar. İşkence yaptığı iddia edilen uzman çavuş ve astsubay ise Feride Kaya’nın kendisine zarar vermiş olabileceğini, sağlık raporlarının zaten alınmış olduğunu bir darp izinin görünmediğini söyleyerek iddiaları reddediyor. Cezaevindeki tanıklar ise Feride Kaya’nın cezaevine getirildiğinde vücudunda/parmaklarında morluklar olduğunu, günlük olağan işlerini dahi kendi başına yapamayacak halde olduğunu söylüyor. Dava sürecinde alınan raporlar ise Feride Kaya’da gözlenen hasarların işkence öyküsüyle örtüştüğünü gösteriyor.
İşkence gibi ciddi bir suçun karara bağlanması tam 9 yıl sürüyor. Çorum Ağır Ceza Mahkemesi raporları ve tanıkları göz önüne alarak işkencenin varlığını kabul ediyor ancak Feride Kaya’nın işkence görürken gözünün bağlı olması sebebiyle iki şüphelinin yaptığına dair kesin bir kanaat getirilemeyeceğinden beraatlerine, doktorların üzerine atılı görevi kötüye kullanma suçunun ise 7,5 yıllık zamanaşımı süresinin dolması sebebiyle kaldırılmasına karar veriyor.
Yazının başında bahsettiğim 2011 senesindeki Milliyet gazetesinin haberi de bu karardan bahsediyor. ”İşkence var, cezası 9 yıldır yok”
Feride Kaya’nın hak mücadelesi 2011 yılındaki bu kararla bitmiyor. 2020 yılına uzanan mücadelenin kalanına değinmeden önce bu vahim işkence olaylarının içindeki en az işkenceciler kadar sorumluluğu olan hatta bu olayda da olduğu gibi bazen bu vahametin devam etmesine yol açan doktorlara değinmek istiyorum. Kapalı kapılar ardında yaşanan işkenceleri kanıtlayabilir tek delil çoğu olayda doktor raporlarıdır. Özellikle cezaevinde gerçekleşen vakalarda mağdurun dış dünyayla ilişkisi oldukça sınırlı olduğundan kanıt toplayabilmesi çok zordur. Rapor amaçlı gittiği doktor da görevini kötüye kullanarak gerçeğe aykırı rapor hazırladığı, darp izi olmadığını söylediği zaman bu rapor hem işkencecilere cesaret verebilmekte hem de şikayette bulunulsa dahi ilk derece mahkemeleri tarafından takipsizlikle sonuçlanmasına yol açmaktadır. Bu sefer bu kararlara itirazlar, itirazlardan da sonuç alamayınca Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurular, oradan da sonuç alınmazsa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine giden, uzun yıllar süren mücadeleler başlamaktadır. Anayasa Mahkemesinin de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin de doktorların verdiği darp ve cebir izi yoktur raporlarına rağmen işkenceyi tespit ettiği birçok karar bulunmaktadır. Yani doktorların bu görevi kötüye kullanmaları kısa zaman içinde de yapılabilecek hak ihlali tespitinin önüne geçmekte, süreci çok büyük ölçüde uzatmaktadır.
Feride Kaya gözaltında kaldığı süre boyunca her gün işkence görüp her gün muayene edilmiştir. En başında doktorun vereceği darp ve cebiri tespit eden rapor ikinci gün işkence görmesini engelleyecek ve 9 yıl sonra değil aynı gün işkencenin tespit edilmesine olanak sağlayacaktı. İşkenceci olduğu iddia edilen sanıkların 9 yıl sonra ‘’onlar olup olmadığı bilinemez’’ denilerek beraat aldığından bahsetmiştik. Aynı gün verilen darp raporu olsaydı üzerinden uzun yıllar geçmemesi sebebiyle delillerin toplanması, kişi tespitinin yapılması ve işkencecilerin cezalandırılmasına yarayabilecekti. Doktorların taviz vermeyerek bu zamanaşımına tabi olmayan işkence suçunun önüne geçebilmesi mümkünken geçmemesinin ve hatta işkencenin önünü açan, cesaret veren, mesleğin de onuruna ahlakına aykırı olan eylemlerinin 7,5 yıllık zamanaşımına tabi olan ‘’görevi kötüye kullanma’’ suçu kapsamında kabul edilip zamanaşımına uğradı denilmesinin, cezasız kalmasının da hakkaniyeti tartışılır.
Feride Kaya’nın hak mücadelesi 2011 yılında işkenceden 9 sene sonra verilen bu kararla bitmedi demiştik. Günümüze uzanan kısmı da inceleyelim.
Aralık 2012’de Yargıtay 8. Ceza Dairesi şüpheli jandarma personelleri hakkında verilen beraat kararının bozulmasına karar vermiştir. Personeller ifadelerinde Feride Kaya’yı kendilerinin sorguladığını kabul etmiştir. Kötü muamelenin de başkaları tarafından yapıldığı iddia edilmediğinden dolayı ilk derece mahkemesinin bu beraat kararı yerinde görülmemiştir. Yeniden yapılan yargılamada mahkeme beraat kararında direnmiştir. Bu direnme kararına karşı da Ceza Genel Kuruluna temyize, dava zamanaşımının da dolmak üzere olduğu ivedilikle incelenmesi gerektiği belirtilerek gidilmiş ve bu uyarıya rağmen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tebliğname 1 sene sonra düzenlenmiş, dolayısıyla dosya Ceza Genel Kuruluna geldiğinde, 2016 yılında, davanın zamanaşımından düşürülmesine karar verilmiştir.
Tüm bu süreçler sonucunda Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılmıştır. 09.06.2020 tarihinde yani işkencenin üzerinden 18 yıl geçtikten sonra, işkence yasağının maddi ve usul boyutlarıyla ihlal edildiğine ve başvurucuya net 90.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
Başta personellerin hiç kalkışmamış olmaları gereken işkenceleri sonra da iki doktorun ilkeli duruş sergilememiş olması sebebiyle 9 sene boyunca işkencenin tespiti, sonraki 9 sene boyunca da usul boyutlarının da ihlal edildiğinin tespiti için toplamda 18 sene mücadele veren Feride Kaya’nın zararının 90.000 TL ile tazmin edilebilmiş olduğunu, bir an için 18 senenin empatisini yapmaya çalışan kimsenin düşünmeyeceği kanısındayım.
Bu yaşanan 18 senelik sürecin ve verilen kararların Türk yargısı açısından da utanmadan sıkılmadan anlatılabilecek bir tarafı olduğunu düşünmüyorum. Türk medyası da benimle aynı görüşte olacak ki hakkında yazılıp çizilenleri okumak istediğimde (1-2 haber sitesi hariç) 9 yıl önce adeta isyan ederek ‘’İşkence var, cezası 9 yıldır yok’’ diye başlık atan Milliyet gazetesi de dahil olmak üzere neredeyse hiçbir gazetede bu sefer 9 da değil 18 yıl süren mücadele hakkında yazılıp çizilmiş pek haber göremedim.
”Dünyadaki adaletsizliği değiştiremezsiniz. Değiştirebileceğiniz tek şey, adaletsizlik karşısındaki duruşunuzdur.” derlerdi. Kime ait olduğunu aradım ama bulamadım, isimsiz paylaşılmıştı baktığım yerlerde. Biliyorsanız, bulursanız kendisine bu duruşun olumsuz yönde de değişebileceğini örneklersiniz benim adıma. Er geç gideceği yere ulaşan kör topal adalet yoldayken haber değerini yitirebiliyormuş, söylersiniz.

Nalan Dilara Uğur

──────────────────────────────────────────────────────────────────────

Öteki Hareketi olarak benimsediğimiz ilkeler gereği ırkçılık, ayrımcılık ve nefret söylemi içermeyen, şiddete teşvik etmeyen, militarist içerikli olmayan her yazı sitemizde yer bulacaktır.

(Visited 288 times, 1 visits today)

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.