Hayvan Hakları Yasası Hakkında Ι DEVA Partisi Doğa Hakları ve Çevre Politikaları Başkanı Dr. Yasemin Bilgel

Yazılı Röportaj

Hayvan Hakları Yasası Hakkında Ι DEVA Partisi Doğa Hakları ve Çevre Politikaları Başkanı Dr. Yasemin Bilgel

Türkiye’de son zamanlarda artan hayvana şiddet olaylarının etkisiyle kamuoyunda hayvan hakları yasa beklentisi ve hayvan hakları aktivistlerinin baskısı arttı. TBMM Hayvan Hakları Komisyonu’nun çalışmalarını, var olan uygulamaları, gözlem ve saha tecrübelerini DEVA Partisi Doğa Hakları ve Çevre Politikaları Başkanı Dr. Yasemin Bilgel ile konuştuk.

2004’te kabul edilen Hayvanları Koruma Kanunu’ndan sonra, birkaç ufak madde değişikliği dışında, hayvan hakları konusunda hiçbir somut adım atılmamış olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hayvan hakları ve hayvanların korunması çalışmaları tüm siyasi partilerin birlikte çalışabilecekleri ortak bir alan olmasına rağmen, somut bir adım atılmamasını endişe ve üzüntüyle karşılıyoruz. Kanunların çıkması ve bunların uygulanmasında geç kalınıyor. Bu geç kalınma, hayvanlara karşı işlenen suçlara karşı caydırıcı cezaların olmaması, işlenen suçların önüne geçmeyi engelliyor. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. Hayvan hakları, öncelikli konumuz olmalıdır.

Sizce Hayvanları Koruma Kanunu yeterli mi, yetersizse bunun sebepleri neler?

Eğer Hayvanları Koruma Kanunu yeterli olsaydı, medyada halen hayvanlara yapılan zulümlerin haberlerini görmezdik. Hayvan Hakları İzleme Komitesi’ne göre sadece 2020’nin ilk 6 ayında en az 251 hayvan zehirlenerek, 2275 hayvan araç çarpma sonucu, 726 hayvan avcılar tarafından katledildi; 5 cinsel şiddet raporlandı ve 221 hayvan işkenceye maruz kaldı. Hayvanlara yönelik şiddet sorunu, Türkiye’de Kabahatler Kanunu kapsamında değerlendirilmektedir. Böylece failler idari para cezasıyla kurtulmaktadır. Hayvanlar can değil, mal olarak sayılmaktadır. Hayvanların ‘can’ olarak görüldüğü, onlara karşı yapılan eylemlerin ‘suç’ olarak sayıldığı ve hapis cezasının öngörüldüğü Hayvan Hakları Kanunu ivedilikle Meclis’ten çıkarılmalıdır. Kanunun var olması da yeterli değildir. Kanunun sıkı bir şekilde uygulanması da gereklidir.

Hayvanları Koruma Kanunu’nda yer alan ‘süs hayvanı’ ifadesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hiçbir canlı süs, dekor ve eğlence amacıyla değerlendirilemez. Mevzuatta yer alan ‘ev ve süs hayvanı’, ‘başıboş hayvan’ gibi ifadeler doğru değildir. ‘Evcil hayvan’ ve ‘yaban hayvan’ ayrımı yapılmalı, konunun uzmanlarının görüşü doğrultusunda uygun görülecek farklı bir taksonomi doğrultusunda gruplandırma çalışması yapılmalıdır. Ayrıca hayvan hakları konusunda sadece kedi ve köpek olarak düşünmekten de uzaklaşmalıyız. Örneğin, sirk hayvanları, yunus parklarındaki hapis yunusları, deniz canlıları gibi mağdur diğer hayvanları da konuya kapsamlı olarak dahil etmeliyiz.

Dönem dönem gündeme gelen Hayvan Hakları Yasası son dönemde artan hayvana yönelik şiddet olayları ve TBMM Hayvan Hakları Komisyonu’nun çalışmalarını tamamlamış olması ile tekrar gündemde. Kamuoyu ve aktivistler yeni yasama döneminde yasa çalışmalarının başlamasını talep ediyor. Siz Türkiye’nin yakın geleceğinde böyle bir yasayı öngörebiliyor musunuz, yoksa sizce naif bir beklenti mi?

Sürekli olarak hayvan haklarına dair açıklamalar tüm partiler tarafından yapılsa da gerçek anlamda koruyucu bir yasa çıkmıyor ve süreç uzuyor. Temel hakları savunan bir yasanın bu kadar zaman alması ve sürekli uzaması bizi üzüyor. Bu konuda kamuoyu baskısını daha da kuvvetlendirmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Hayvan Hakları Kanunu’nun geçmemesi için bir sebep göremiyoruz ve DEVA Partisi olarak kanunun ivedilikle meclisten geçmesi gerektiğini açıkladık. Geçeceğine de inanmak istiyoruz. Siyasi partiler bu adımı ivedilikle atmalıdır.

Geride bıraktığımız 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü’nde farklı siyasi kesimler tarafından hayvan sevgisi içeren paylaşımlar yapılmasına rağmen Hayvan Hakları Yasası’nın çıkmamış olmasını ve hayvana şiddete karşı yaptırımların yetersiz olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hayvan hakları konusu sosyal medyada ‘beğeni’ konusu değil, TBMM’de oylama konusu olmalıdır. Mecliste yetkisi olan tüm siyasi partiler ivedilikle adım atmalıdır. Somut adımlar atılmadıkça, paylaşımlar inandırıcılığını yitirmektedir.

Yayımlanan rapor da göz önünde bulundurulduğunda, TBMM Hayvan Hakları Komisyonu’nun çalışmaları hayvanların haklarını ve aktivistlerin taleplerini temin edebilecek nitelikte mi?

TBMM Hayvan Hakları Komisyonu’nun çalışmalarının önemli bir başlangıç olduğunu düşünüyoruz. Çalışmada, tüm siyasi partilerin milletvekilleri ile uzman ve STK temsilcilerinin olması önemliydi. DEVA Partisi olarak, doğru politikaların ancak tüm paydaşlarla istişareyle, ortak akıl yürüterek mümkün olduğunu düşünüyoruz. Hayvan hakları savunucularının, ilgili STK’ların, uzmanların, halkın sesini dinlemek ve dinlemeye devam etmek gerekmektedir.

Muhtemel bir Hayvan Hakları Yasası’ndan beklentileriniz neler?

Hayvanların ‘can’ olarak görüldüğü, onlara karşı yapılan eylemlerin ‘suç’ olarak sayıldığı ve hapis cezasının öngörüldüğü bir Hayvan Hakları Kanunu beliyoruz. Hayvanlara karşı işlenen suçlara karşı cezalar ağır ve caydırıcı olmalıdır. Kanunun çıkması kadar, çıkan kanunun sıkı bir şekilde uygulanması gerektiğinin özellikle altı çizilmelidir.

Sahada gözlem yaptınız mı? Yaptıysanız sahadan edindiğiniz izlenimden yola çıkarak, Türkiye’de hayvan haklarında temel sorunun ne olduğunu düşünüyorsunuz?

Saha aslında hepimizin içinde yaşadığı alan ve bizler burada hayvanlarla hep beraberiz; sorunun içerisinden geliyoruz. Çalışma grubumuzda barınakların şartlarını senelerdir yerinde gözlemleyen arkadaşlar var. Mevcut barınakların şartları maalesef kabul edilir durumda değildir. Barınakların şartları iyileştirilmeli, barınaklar düzenli olarak denetlenmeli ve sahiplendirme çalışmaları yapılmalıdır. Ancak, barınaklar uzun vadede kalıcı çözüm değildir. Ülkemizde yaklaşık 8 milyon hayvanla birlikte yaşıyoruz. Fakat, barınaklarda, sokakta veya evde yaşayan hayvanların kayıtlarının tutulduğu yeterli bir veri sistemine sahip değiliz. Veri sistemi ve hayvanların takip edilmesini sağlayan bir sistem oluşturmaya odaklanmamız gerekmektedir.

Hayvan hakları konusundaki temel sorun, sorunların temeline inilmemesi ve geçici çözümlerle konuya yaklaşımdır. Hayvan Hakları Kanunu’yla birlikte, sorunlar, tüm ilgili kurumlar, yerel yöneticiler, STK’lar, uzmanlar ve gönüllüler ile birlikte kaynağında çözülmesi gereken sorunlardır.

Yeni bir siyasi parti olmanız sebebiyle olası icraatlarınız ve bazı konularda yaklaşımlarınız merak konusu. Partinizin Hayvan Hakları Yasası’na bakışı nedir, bu konuda herhangi nir çalışma yürütülüyor mu?

Partimiz Hayvan Hakları Konusunu öncelikli bir konu olarak görmekte ve çalışmalar yürütmektedir. Bu çalışmaları, hayvan hakları savunucuları, ilgili STK’lar ve uzmanlara danışarak yürütüyoruz. Ülkemizin taraf olduğu Bern Sözleşmesi’ne aykırı av ihaleleri, barınak şartları, Hayvan Hakları Kanunu’nun meclisten geçmesi gibi birçok konuda gündem oluşturup, konuyla ilgili farkındalık artırma hedefli çalışmalar yapıyoruz.

Seçilirseniz/iktidar olursanız somut olarak neler yapmayı hedefliyorsunuz?

Öncelikle, hayvan hakları sorununun çözümünün siyasi iradeye bağlı olduğunu düşünüyoruz. DEVA Partisi olarak, bu siyasi iradeye sahibiz ve sorunların çözümünün uzmanlar, hayvan hakları savunucuları, STK’lar, tüm paydaşlarla istişare ederek bulunabileceğine inanıyoruz. Hayvan Hakları Kanunu’nun geçmesi, veri ve takip sisteminin oluşturulması, hayvan hakları eğitiminin müfredata eklenmesi yapmamız gereken ilk adımlardır. Kısa, orta ve uzun vadeli eylem planları hazırlamak gerekmektedir. Bu hedefle, çalışmalarımıza başladık. Amacımız, geçici çözümler yerine, ülkemize yakışır şekilde hayvanların sorunlarını kalıcı bir şekilde çözmektir.

(Visited 129 times, 1 visits today)

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.